Nuri Demirağ ve Otodidakt

Nuri Demirağ – Türk işadamı

Nuri Demirağ, Mühürdarzade Mehmet Nuri Bey (1886; Divriği, Sivas – 13 Kasım 1957, İstanbul)

Divriği kasabasının eşrafından Mühürdarzade Ömer Bey’in oğlu, annnesinin adı Ayşe Hanımdır. Babasını henüz üç yaşında iken kaybetmiş olmasına annesinin kanadı altında otodidakt(kendi kendine öğrenen) olarak yetişmiştir.

Ortaöğrenimini memleketinde Rüşdiye Mektebi’nde yapmış ve aynı rüşdiyeye muallim tayin edilmiş, 1903’de Ziraat Bankasının açtığı bir müsabaka imtihanını kazanarak bir çok şubelerinde çalışmıştır.

1906-1909 yıllarında Erzurum da kıtlık yaşanmış, Nuri Bey depolarda bırakılan buğday ve tahılları kişisel inisiyatifini kulanarak halka uygun bedelle satmış ve hakkında soruşturma başlatılmış fakat aklanmıştır.

1910′ da Maliye Bakanlığının açtığı imtihanı da kazanarak, maliye müdürü oldu. Maliyenin her kademesinde hizmet yapmış olarak, 32-33 yaşlarında iken Maliye Müfettişi olmuştur. I. Dünya Savaşı sonrası oluşan sorunlardan dolayı istifa etmiştir.

Kendi kaydına göre 56 altın (252 kağıt lira) birikmiş parası ile otodidakt yeteneği sayesinde yabancıların elinde olan sigara işine girerek, sigara kağıtçılığına bağlamış ve “Türk Zaferi” adını verdiği sigara kağıdı çıkartmıştır. O zor dönemlerde “Türk Zaferi Sigara Kağıdı” büyük rağbet görmüş, o zamanki o zaman ki adı ile Mühürdarzade Nuri Bey’e hayli maddi kazanç sağlamıştır. 252 lirası üç sene de 84 000 lira olmuştur.

Kurtuluş Savaşı’ndan bağımsız olarak çıkan Türkiye Cumhuriyeti, ülkenin ulaşım sorununa demiryolları ile el atmıştı; amaç en kısa sürede demiryolu ağını genişletmekti. 1926 yılında Samsun-Sivas demiryolu yapımını üstlenen Fransız şirket işi bırakınca açılan ihaleye otodidakt yeteneğini kullanarak giren Nuri Bey düşük fiyat ile teklifi alarak işin geri kısmı da denemek üzere kendisine verildi. Tapu dairesinde ki kardeşi Abdurrahman Naci Bey’i de memuriyetten istifa ettirip kendisine ortak yaparak ilk müteahhidi olmuştu.

Kardeşi ile birlikte çalışarak Samsun-Erzurum, Sivas-Erzurum ve Afyon-Dinar hattını 1012 kilometrelik demiryolunu bir yıl gibi kısa bir sürede tamamladı. O dönemlerde soyadı düzenlemesi ile birlikte başarısından dolayı Mustafa Kemal Atatürk kendisine ve kardeşine Demirağ soyadını verdi.

Nuri Demirağ, sadece otodidakt değil aynı zamanda bir girişimci bir ruhu olduğunu da gösterdi. 1931 yıllarında İstanbul Boğaz köprüsü inşası projesine başlattı. Yurtdışında uzmanlar getirerek incelemeler yaptırtarak; San Francisco’daki Goldan Gate Köprüsü ile aynı sistemde bir köprüsü yapması için köprüyü inşa eden firma ile anlaştı. Tüm hazırlıkları bitmiş şekilde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e sundu. Atatürk tarafından beğenilsede, proje hükümetten onay almadı ve proje gerçekleşmedi.Nuri Bey’de çok büyük bir hayalkırıklığı yarattı.

Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.

Devrin en zengin iş adamı Demirağ, ordunun uçak ihtiyacı halktan ve zengin işadamlarından toplanan bağışlarla karşılanmaktaydı. Kendisinden uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendiğinde “Benden bu millet için bir șey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.” sözleriyle karşılık vererek 1936 yılında devletin ilk uçak fabrikasını kurma girişimine başladı.

İlk iş olarak 10 yıllık devreyi kapsayan bir plan – program hazırlattı. Fabrikayı memleketi Divriği’ye kurmayı planlamıştı. Öncelikle İstanbul Beşiktaş Barbaros Hayrettin İskelesinin yanında Tayyare Etüd Atölyesini kurdu. Bu deneme atölyesi kısa bir sürede dev bir fabrika haline geldi. Deneme uçuşu yapabilmek için Yeşilköy’deki Elmaspaşa Çiftliği’ni satın aldı ve üzerine de büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve tamir atölyeleri kurdurttu. Uçuş sahasının bir örneği de Avrupa’nın en büyük havalimanı olan Amsterdam Havalimanı büyüklüğünde idi. Şimdiler de bu alan Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılır.

İstanbul fabrikalarında yapılan ilk yerli uçak ve planörlerin planını Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936’da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nu.D-36 adı verildi. 1938’de Nu.D-38 adlı çift motorlu 6 kişilik yolcu uçağı yapıldı. NuD-38, 1944 yılında dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. İlk uçak siparişini 1937-1938 yılı içinde Türk Hava Kurumu 10 Okul uçağı ve 65 planör siparişinde bulunmuştu.

Nuri Demirağ, Nu.D 38 ile Yeşilköy, Nuri Demirağ Havaalanına inmiş durumda.

1941 yılının Ağustos ayında Nuri Bey’in memleketi olan Divriği’ye uçak ile gidip gelmişti.

Halkı heyecanlandırması ve cesaret vermesi için gösterilerin önemli olduğuna inanan Nuri Bey Bursa, Kütahya, Eskişehir, Anakara, Konya, Adana, Elazığ ve Malatya rotasında uçarak halka tayyarelerimiz ile göklerde uçabileceğimizi, kendimizi koruyabileceğimizi göstermek istemiştir.

Uçakları kullanacak Türk pilotların yetişmesi için bir havacılık okulu kurmak gerekiyordu. Pistin bulunduğu arazide Gök Okulu kuruldu. Okul, 1943 yılında kadar 290 pilot yetiştirdi. Nuri Demirdağ, kendi gibi otodidakt, girişimci bireylerin yetişmesi için Yeşilköy’deki Gök Okulu’ndan önce Sivasın hiç bir ilçesinde ortaokul yok iken kendi memleketi Divriği’de Gök Ortaokulu açtı. Öğrencilerin bütün masrafları karşılanmasına karşın havacılığa özendirilmeleri için de istanbul’a getirilip uçuş dersleri veriliyordu.

Nu.D 36 havalanırken.

THK’nın siparişi olan uçakların bir kez daha test uçuşu yapılması talep edilmiştir. Selahattin Reşit Alan, 1938’de Nu.D-36 uçağıyla iniş yaparken, çevredki hayvanlar hava alanına girmesin diye pistte açılan hendeği görmez ve hendeğe düşer. Reşit Alan bu kazada vefat eder. Bu kaza nedeni ile THK siparişi iptal eder. Nuri Demirağ, mahkemeye vermesine karşın THK lehine sonuçlandı ve uçakların yurtdışına da satılmaması için kanun çıkartılmıştır. İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler engelenerek uçaklar hurdacıya satıldı. 1944 yılında da fabrika kapanır. Nuri Demirağ, hükümet üyelerine ve Cumhurbaşkanına mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığı girişimler başarısız oldu; fabrika tekrar açılamadı.

Nuri Demirağ, THK alehinde kaybettiği dava sonrasında, adalet kavramının gelişmesi için tek-parti diktatörlüğünün devrilerek çok-partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Cumhuriyet Tarihinde üçüncü kez çok partili hayata geçişte (1945) ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve genel başkanlığını üstlendi. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den adaylığını koydu, Sivas milletvekili oldu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar hakkında çalışmalar yaptı.

13 Kasım 1957’de İstanbul’da şeker hastalığı nedenile hayatını kaybetti.

http://www.nuridemirag.com/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nuri_Demirağ

Yazar: İbrahim AKCAVLI

administrator

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir